SAYILARIN TARİHİ
Sayıların tarihi ilk insanların geliştiği dönemlerde başladı. O dönemlerde insanlar aklını kullanıyor doğayı kendine göre şekillendiriyordu. Yani insanlar yavaş yavaş yerleşik hayata geçerek çiftçilik ve hayvancılık yapmaya başlamıştı. Tarım ve hayvancılık yazımda anlattığım gibi uçsuz bozkırlarda hayvan sayıları giderek artıyordu. Çok fazla hayvan olmaya başlayınca insanların rakam ve sayıları kullanması gerekiyordu.
Sayıların tarihi harflerin hikayesine çok benziyordu. Nasıl harfler mağara duvarlarından alındıysa aynı şekilde sayılarda hiyerogliflerden ve mağara duvarlarındaki resimlerden alınmıştı.
Eski zamanda ilkokula giden çocuklar nasıl sayma yapıyorsa o şekilde sayıyorlardı. Yani bir demek istediklerinde sadece bir parmak gösteriyor veya 5 demek istediklerinde Bir elin tüm parmaklarını gösteriyorlardı. Ellerdeki parmaklar bittiği zaman pervane gibi ellerini sürekli çeviriyorlardı. Dışarıdan bakanlar sayı sayan birisini sanki sinek kovalıyor gibi görüyordu.
Sayılarda harfler gibi evrim geçirmiş parmak hesabından kağıt üzerine yazılan şekillere dönüşmüştü. Romen rakamlarında sayılar I, II, III; bir iki üç parmak olduğunu gösteriyordu. 5 ve 10 için V ve X şekillerini kullanıyorlardı. V baş parmağı ayrılmış açık bir el X sayısı ise iki eli gösteriyor.
Sayıların tarihi, rakamların icadı çok eski dönemlerde yaklaşık M.Ö. 30000 yıllarına dayanıyor. O dönemlerde insanlar taşlara attığı çizgilerle sayma işlemini yapıyordu. Yazının icadı başlıklı yazımda ilk yazının M.Ö. 5000 yıllarda bulunduğundan bahsetmiştim. Yani insanlar yazı yazmayı bilmiyorken taşlar üzerine kazıdıkları çizgilerle sayıları keşfetmeye başlamıştı.

Sayıların tarihi hakkında araştırma yapan arkeologlar rakamların icadı ve yazının icadını Sümerlerin yaptığını buldular. Çıkarılan tabletlerde yazıyı M.Ö. 5000 yıllarında Sümerlerin bulduğunu öğrendik. Ve aynı uygarlık o dönemde sayıları ilk kullananlar oldu.
Bu sayıların günümüze gelmesi çok da zor olmadı. İlk başlarda bir sayısı tek çizgi halinde gösterilirdi. Şimdi kullandığımız bir gibi değil de daha yatık şekildeydi. Dört sayısı ise haç biçiminde dört çizgiden oluşuyordu.
Bu sayılar hızlı hızlı yazıldıkça ilk hallerinden uzaklaştılar. Ve şu anda kullandığımız sayılara benzediler.
SIFIRIN TARİHİ
Peki hiç düşündünüz mü sıfır sayısını nasıl buldular. Boşluk, hiçbir şey olmayan bir sayı yani sıfırı nasıl buldular?
Sıfırın icadı telefonun veya buharlı geminin icadı kadar büyük bir başarıydı. Sıfırın bulunması ile matematik çığır açmıştı. Matematikle birlikte bilimde aynı oranda gelişmişti.
Sıfır rakamını ilk kullanan uygarlık Mısırlılar oldu. O zamanlar Mısır tarım ve hayvancılıkla uğraşıyordu. Tabii ki bu işi yaparken de bilime ve matematiğe başvuruyorlardı. Zamanla tarım ve hayvancılıkta ciddi bir şekilde gelişmeye devam etti. Bu yüzdendir ki 0 rakamına ihtiyaç duydular.
Eski Mısır’ın matematikte ve geometride ne kadar gelişmiş olduğunu biliyoruz. Sonuçta o devasa yapıları Mısır piramitlerini Mısır uygarlığı inşa etmişti.
Mısırlılardan sonra milattan önce 700-500 yıllarında Babilliler kullanmaya başladı. Babilliler 0 rakamını tanımlarken iki paralel çizgi çiziyorlardı.
Rakamların icadı dünyada diğer uygarlıklar dışında başka bölgelerde de olmuştu. Diğer uygarlıklardan bağımsız gelişen Mayalar gökbilim alanında oldukça gelişmişti. Matematikte de gelişmiş olan Mayalar M.Ö. 450 yıllarında sıfır rakamını kullanmaya başlamıştı.
M.S. 2. yüzyılda eski Yunan’da astronomi çalışmalarında kullandılar. Ardından milattan sonra 632 yılında Brahmagupta ilk defa matematiksel olarak sıfırı kullandı. Brahmagupta ne yaptıysa bir sayıyı sıfıra bölemiyordu. Günümüzde bir sayının sıfıra bölümünü tanımsız olarak biliyoruz. O dönemde yaptığı bu çalışmalarla Brahmagupta’ya büyük bir matematikçi demek yeridir.

Milattan sonra 830 yılında Harezmi 0 rakamını aritmetik işlemlerde kullandı. Ve bu işlemlerin nasıl yapıldığını adım adım gösteren yazılar yazmıştı. Harezmi’ye boşuna cebirin babası denilmemiş.
M.S. 1200 yıllarında yaşayan İtalyan matematikçi Fibonacci bir tüccarın oğluydu. Fibonacci Arap matematiği ile Cezayir’de tanıştı. Gittiği birçok bölgede öğrendiği matematik bilgisini Abaküs kitabında toplayarak Avrupa’ya götürdü. Bu sayede sıfır rakamını Araplardan aldılar Avrupa’ya oradan da tüm dünyaya yaydılar.
Sayıların tarihi kısaca 5000 yıl önceye dayanıyor. Dünya üzerinde bir çok uygarlığın farklı dönemlerde farklı sayı sistemlerini kullandığını görüyoruz. Ama temelinde bütün uygarlıklar farklı yollardan aynı şeyleri yapıyorlardı. Sonuçta matematik evrensel bir dildir.
diğe rakamların da tarihi olsaydı